Görelim Mevlam Neyler! adlı Tiyatro gerçekleşti.

4.12.2017

Görelim Mevlam Neyler!

            Fen Edebiyat Fakültesi Bilim & Sanat Platformu, faaliyetleriyle Adıyaman Üniversite’sinde bilimin ve sanatın merkezi olmaya devam ediyor. Hız kesmeden faaliyetlerine devam eden platformumuzun sanat ayağında 29.11.17 Çarşamba günü Rektörlük Konferans Salonunda “Görelim Mevlam Neyler!” isimli tiyatro oyunu sahnelendi. İzleyici tarafından büyük ilgi gören oyundan önce Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İbrahim Halil TUĞLUK yaptığı konuşmada oyunun sahneye konulmasında emeği geçen herkese teşekkür etti. Tiyatro oyununun yönetmenliğini üstelenen Okutman Alime EVCİ, kısa bir konuşmanın ardından kendilerine sundukları imkanlardan dolayı başta rektörümüz sayın Prof. Dr. Mustafa Talha GÖNÜLLÜ olmak üzere Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İbrahim Halil TUĞLUK’a, Dekan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Ebubekir İNAN’a, Etkinlik Birimine ve destek olan herkese teşekkür etti. Daha sonra tiyatro oyununun da bir nevi mesajı olan “azim, gayret ve ön yargıların yıkılması” hususunda örnek teşkil edecek İslam âlimlerinden İbn Hacer el- Heytemî’nin hikâyesi Yaren KARACA tarafından izleyicilere sunuldu. Ardından, azmin hayattan canlı bir örneği olarak Edebiyat Bölümü öğrencisi Hatun ÖZTÜRK, Kâhta’nın bir köyünde resmi kaydı olmadan okuduğu ilkokul sıralarından Ankara’ya, sonra da Adıyaman Üniversitesine uzanan hayat hikâyesini kendi ağzından dinleyicilere anlattı. Daha sonra seyirciler oyunla baş başa bırakıldı.

            Yönetmenliğini Okutman Alime EVCİ’nin yaptığı, senaryosunu Türk Dili Edebiyatı Bölümü öğrencilerinden İbrahim DAŞKIN’ın kaleme aldığı oyunda üniversite öğrencisi Murat’ın hikâyesi anlatılmaktadır. Babasını küçük yaşta kaybeden Murat, Türk Dili ve Edebiyatı bölümü öğrencisidir. Hayata karşı oldukça sorumsuz olan Murat okuduğu bölümden de memnun değildir.  Murat’ın sorumsuzluğu nedeniyle rutin bir hal alan aile içi tartışmaların birisinde annesi Murat’a babasının ölmeden önce kaleme aldığı ve oğluna yaptığı vasiyetinin yazılı olduğu bir mektup verir. Bu mektuptan sonra Murat’ın hayatında büyük bir değişim olur. Babası mektupta ondan Çanakkale’de savaşmış dedesinden kalan sandığı alıp içindeki mektup ve eşyalara gereken değeri vermesini söylemektedir. Murat sandığı alır fakat içindeki Osmanlı Türkçesi ile yazılmış yazıları okuyamaz. Bunun üzerine daha önce hiç ilgi duymadığı okuluna dört elle sarılarak Osmanlı Türkçesini en iyi şekilde öğrenir. Hayatı düzene giren Murat okuldaki hocasının da teşvik ve yardımıyla dedesinin evini sandıktaki eşyaların ve mektupların sergilendiği bir müzeye çevirir. Oyunda azim, sabır, gayret ve ön yargıların yıkılması gibi mesajların yanı sıra Osmanlı Türkçesi merkeze alınarak “ancak geçmişi okuyanlar geleceğe yön verebilirler” düsturuyla geçmiş nesillerle gelecek nesillerin arasında köprü kurulmasının, dil meselesinin hal edilmesiyle mümkün olacağı mesajı verilmektedir.

Görünütülenme Sayısı: 30